Döngüsel ekonomi modellerini anlattığımız yazı dizisine devam ediyoruz. Bu yazıda dünyanın önde gelen lastik üreticilerinden olan Michelin’in döngüsel ekonomi modeli olarak ortaya koyduğu 4R stratejisine değineceğiz.

Dünya nüfusunun artışından sürekli bahsediyoruz. Nüfus artışıyla beraber her sektörde tüketim de gün geçtikçe artıyor. Pandemi dönemiyle beraber bazı sektörlerde tüketim isteği diğerlerine oranla daha da artıyor.  Otomotiv sektörü bunlardan birisi. Toplu taşıma araçlarında sosyal mesafenin sağlanamayacağı endişesi bizi otomobil sahibi olmaya itiyor. Otomobil satışlarının artması, aynı zamanda otomobil parçalarına yönelik talebin de artmasını sağlıyor. Lastik endüstrisi de bu süreçten etkilenen sektörlerden birisi. Nüfus artışıyla beraber artan lastik ihtiyacı, pandemi döneminde artan otomobil satışlarının etkisiyle daha da artıyor.

Lastiğin hammaddeleri arasında kauçuğu görüyoruz. Araba lastikleri, kauçuğun petrolle ve alkolle bileşimi sonucunda elde ediliyor. Her ne kadar lastiğin ana bileşenlerini bu şekilde özetlesek de, lastiklerde daha başka malzemeler de kullanılıyor. Sayıca çok fazla olan lastik bileşenlerini, 5 grupta inceleyebiliriz. 

  • Lastiklerin sırt katmanlarının ana bileşeni olan doğal kauçuk.
  • Binek araçların ve panelvanların lastiklerinin sırt deseninde kullanılan sentetik kauçuk.
  • Aşınmaya karşı etken malzeme olarak kullanılan karbon siyahı ve silisyum.
  • İskeleti oluşturan , lastiğin sertliğini sağlayan metal ve tekstil teller.
  • Yol tutuşu, yuvarlanma direnci gibi özellikleri desteklemek için kimyasal etken malzemeler.

Lastik bileşenlerinden kısaca bahsettikten sonra aklımıza, bu malzemelerin yaşam döngüsü nasıl, hammadde tüketiminin önüne geçilmeye çalışılıyor mu gibi sorular gelebilir. Bugünlerde dünyada lastiklerin geri kazanım oranı %70, geri dönüşüm oranı ise %50 olarak biliniyor. Bu oranlar kimilerine tatmin edici gözükebilir ama ne yazık ki değil. Sürdürülebilir bir gelecek için Michelin sürdürülebilirliği arttırmak için geri kazanım ve geri dönüşümde yüksek teknolojilere yatırım yapıyor. 

Michelin, performansını artırmaya devam ederken, lastiklerine daha fazla geri dönüştürülmüş ve yenilenebilir malzeme entegre etmek için bazı yenilikçi çözümler de geliştiriyor. Mobiliteye olan talep, özellikle gelişmekte olan pazarlarda yükselen yaşam standartları ve uluslararası ticaretteki artış nedeniyle, dünya çapında sürekli artıyor. OECD tahminlerine göre 2050 yılına kadar yaklaşık 2 milyar aracın yollara çıktığını görebiliriz. Otomobil üreticilerinin ve sürücülerin bir ortağı diyebileceğimiz Michelin, daha güvenli, daha sürdürülebilir ve daha sorumlu mobiliteyi kolaylaştırırken, bu süreci desteklemeyi de bir misyon edinmiş durumda. Lastik endüstrisi her yıl 32 milyon ton malzeme kullanıyor ve bunların dörtte üçü fosil bazlı. Aynı zamanda, karayolu hareketliliğinin 2010 ile 2050 arasında iki katına, hatta belki dört katına çıkması bekleniyor. Bu açıdan baktığımızda, bu alanda yeni bir proje yapmanın birden çok çıkış noktası olduğunu görebiliyoruz: Malzemeleri güvence altına almak, hareketliliğin sağlık ve biyolojik çeşitlilik üzerindeki etkisini azaltmak ve iklim değişikliği üzerindeki etkilerini sınırlamak. Michelin bir lastiğin yaşam döngüsü boyunca, doğal kaynaklar (enerji, hammaddeler ve su) üzerindeki etkisi de kapsamlı bir döngüsel ekonomi yaklaşımı benimseyerek iyileştirmeyi amaçlıyor.

Michelin’in fikri, dört kolu aynı anda etkinleştirerek, kaynakların daha akıllıca kullanılmasını sağlamak için bir çözüm kombinasyonu sağlamak. Bu kombinasyon, Michelin’in 4R Stratejisi olarak adlandırılıyor: Azalt (Reduce), Yeniden Kullan (Reuse), Geri Dönüştür(Recycle), Yenile (Renew). Her bir adıma teker teker yakından bakalım:

Azaltma: Burada amaç, kullanılan her gram malzemeden ve tüketilen her KWh’den en iyi şekilde yararlanarak aynı sonucu elde ederken, kullanılan kaynak miktarını azaltmak diyebiliriz. Bunu yapmak için lastikler daha hafif, daha uzun ömürlü ve daha yakıt tasarruflu hale getirilmelidir. Ek olarak, onları daha uzun ömürlü ve daha da verimli hale getirecek lastikle ilgili hizmetler satılmalıdır. Michelin çözümleri yaklaşımının arkasındaki mantık budur.

Yeniden kullanım: Lastikleri tamir ederek, yeniden oyarak ve yeniden kaplayarak hammadde tasarrufu sağlanabilir.

Geri dönüşüm: Ömrünü tamamlamış lastikler geri dönüştürülseler de, genellikle lastiklerde kullanılmak üzere geri dönüştürülmüyorlar. Bu nedenle Michelin, ömrünü tamamlamış lastiklerin yeniden kullanılması için iki süreç geliştirmek üzere 2014 yılında Lastik Geri Dönüşümü (TREC) projesini başlattı. İlki olan TREC Rejenerasyon, hurda lastiklerden yüksek kaliteli rejenere kauçuk üretmeyi ve bunu yeni lastikler üretmek için kullanmayı ve aynı zamanda lastik performansını iyileştirmeyi hedefliyor. İkincisi, TREC Alcohol, kullanılmış lastiklerden başlayarak bir etanol üretim kanalı geliştirmek için tasarlanmış. Etanol, bir dizi malzemeyi sentezlemek için kullanılabilen iyi bir kimyasal ara maddedir. Michelin aynı zamanda doğrudan alkolden butadien (şu anda petrol bazlı) üretmek için bir proses geliştirecek olan BioButterfly projesinde yer alıyor. Alkol, TREC Alkol üretim kanalı aracılığıyla veya doğrudan biyokütle kaynaklarından sağlanacak.

Yenileme: Yenilenebilir malzemeler şu anda grubun tedarikinin sadece% 25’ini oluşturuyor (çoğunlukla doğal kauçuk ve bazı bitki bazlı yağlar ve reçineler). Bir sonraki seviyeye geçme düşüncesiyle Michelin iki büyük proje başlattı: BioButterfly (yukarıda bahsedildi) ve biyokütleden izopren üretme projesi. Bu projeler için Michelin California’da Amyris ve Brezilya’da Braskem olmak üzere iki şirketle birlikte çalışıyor. Bu dört kolu (Azaltma, Yeniden Kullanma, Geri Dönüştürme ve Yenileme) eşzamanlı olarak etkinleştiren Michelin, dünyanın artan mobilite ihtiyaçlarına sürdürülebilir çözümler sunabilmek için geleceğe hazırlanıyor.

Michelin, 2048 yılına kadar lastiklerin geleceğin araçları için %100 geri dönüşümü hedefliyor ve  yüksek teknolojili geri dönüşüme yatırım yapıyor. Michelin, bu hedeflere ulaşmak için ortaklıklar geliştirmeyi ve lastikleri geri dönüştürmenin yeni yollarını veya geri dönüştürülmüş lastikler için yeni satış noktaları belirlemeyi planlıyor.

Hammaddelerin günbegün azaldığı dünyamızda sürdürülebilir bir gelecek için lineer ekonomiden döngüsel ekonomiye geçiş yapmamız gerekiyor. Döngüsel ekonomi modeline geçiş yaparak daha az hammadde tüketimi, atıksız bir yaşam, uzun ömürlü ürünler kullanmak bizlerin elinde. Yazının sonuna geldik, dilerseniz bir de Michelin’ in anlatımıyla 4R stratejisini izleyebilirsiniz.

Posted by:Burak Çamloğlu

Üniversite yıllarında da birçok sosyal projede ve öğrenci topluluklarında görev alan Burak, ODTÜ Metalurji ve Malzeme Mühendisliği bölümünden mezun oldu.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s