Mühendishane‘nin bir uzantısı olarak başlayan MODE Team projesinde bir süredir malzeme mühendisliği ve döngüsel ekonomi üzerine yazılar kaleme alıyoruz. Pazar günleri yayımlanan yazılara bu hafta bir katkı da ben yapmak ve sizlere, özellikle malzeme mühendisliği alanında eğitim alan ya da yeni mezun genç arkadaşlara döngüsel ekonominin sunduğu fırsatları biraz açıklamak istiyorum.

Bu projeyi takip edenler, zaten döngüsel ekonominin ne anlama geldiği konusunda belli bir birikim sahibi oldular diye düşünüyorum. Eğer MODE Team ile yeni tanıştıysanız, Temel Kavramlar başlığı altındaki sayfalardan döngüsel düşüncenin temel yapıtaşları hakkında bilgi alabilirsiniz.

Konuya aşina olanlar için bu temel tanımları şimdilik bir kenara bırakalım ve döngüsel ekonomi düşüncesi içinde malzeme mühendislerinin sorumlulukları üzerinde birlikte düşünmeye başlayalım.

Döngüsel ekonominin karşısındaki zorluklar

Döngüsel ekonomi düşüncesinin yerleşmesi karşısında aslında birçok zorluk bulunuyor. Bu zorlukların başında da atık yönetimi geliyor. Bu konuyu önceki yazılarımızda da birçok defa ele aldık: Atık yönetiminin tüketiciye, daha doğrusu tüketicinin keyfine bırakılması, atıkların doğru bir şekilde, geri kazanıma uygun olarak toplanıp değerlendirilmesini oldukça zor bir hale getiriyor. O nedenle döngüsel ekonomi düşüncesine uygun ürünler tasarlama gayreti içindeki firmalar, genellikle ürünlerini satmak yerine kiraladıkları bir iş modeline geçmeyi tercih ediyorlar. Çünkü bu şekilde ürünlerin hem bakım sorumluluğunu hem de atık yönetimini kendi ellerine alabiliyorlar. Bu yaklaşım firmalara yeni iş modelleri geliştirme konusunda da oldukça farklı ve yeni yollar sunabiliyor.

Bir örnek olarak Amsterdam Schiphol havalimanı aydınlatmasının Philips tarafından döngüsel ekonomi düşüncesi çerçevesinde sunulduğu kiralama modelini gösterebiliriz. Bu modelin dikkat etmemiz gereken, özellikle dikkat çekici olan yönü şu: Kiralanan şey lambalar değil, aydınlatma miktarı. Yani havalimanı lambaları belli bir süre için kiralayıp para ödemek yerine, kullandığı aydınlatma (ya da tükettiği enerji) miktarı için para ödüyor. Lambaların bakımı ve atık yönetimi Philips tarafından yapıldığı için, atıkların döngüsel düşünce çerçevesinde değerlendirilmesi mümkün olabiliyor. Yukarıda her ne kadar kavraması kolay olduğu için kiralama ifadesini kullanmış olsak da, aslında buradaki modelin ürünün hizmet olarak sunulması şeklinde tarif edildiğini belirtmekte fayda var. Burada verdiğimiz örnekte de aslında lambayı bir ürün olarak geride bırakıp, aynı Netflix’in ya da Spotify’ın sunduğu hizmete benzer şekilde aydınlatmanın bir hizmet olarak sunulduğu bir yaklaşım görüyoruz.

Amsterdam’daki Schiphol havalimanının aydınlatması, Philips tarafından bir hizmet olarak sunuluyor.

İşin sırrı standart malzemeler ve standart modüllerde

Eğer işletmeler atık yönetimini müşteriye bırakmadan çözebilecekleri bir iş modeli geliştirmeyi başarabilirlerse, bu sefer ikinci bir sorun ile karşı karşıya kalıyorlar: Kullanım ömrü tamamlanan ürünlerin doğru bir şekilde tekrar kullanıma sokulmasını sağlamak. Bu sürecin verimli bir şekilde yönetilebilmesi için, bana kalırsa öne çıkan iki konu var: Modüler, değiştirilebilir parçalardan oluşan ürünler ve standartlaştırılmış malzemeler.

Sadece kamerası kırıldığı, ya da içindeki bir elektronik bileşen zarar gördüğü için telefonunuzu değiştirmek durumunda kalmış olabilirsiniz. Oysa telefonu tümden değiştirmek yerine sadece zarar gören kısmını değiştirmeniz daha doğru olmaz mıydı? Mevcut ürünlerin çoğu buna imkan tanımıyor. Ancak bu konuyla ilgilenen ve farklı iş modellerine odaklanan firmalar da var: Mesela Fairphone, bu açıdan güzel bir örnek olarak gösterilebilir: Fariphone’un değiştirilebilen, modüler parçalardan meydana gelen tasarımı sayesinde ürünü toptan atmak yerine sadece bozulan bileşenleri değiştirerek kullanım ömrünü arttırabiliyorsunuz. Benzer modellerin farklı ürünlerde de mümkün olabilmesi için, firmaların ürün satışı yanında yedek parça satışını da kolay hale getirdikleri bir sistem kurgulamaları gerekiyor.

Döngüsel ekonomiye uyumlu ürün tasarımı için fairphone güzel bir model sunuyor: Fairphone.com

İşin malzeme boyutu ise biraz daha karmaşık. Malzeme mühendislerine duyulan ihtiyaç da bu karmaşadan kaynaklanıyor: Günümüzün üretim felsefesi içinde, ürünü meydana getiren çeşitli parçaların ve bileşenlerin verimli bir şekilde geri kazanımı henüz pek yer almıyor. Yani firmalar ürünü sattıktan sonra atıklara ne olacağıyla pek ilgilenmek istemiyorlar. Bu isteksizlik, ürün tasarımlarının ve kullanılan malzemelerin gittikçe karmaşıklaşmasına ve çeşitlenmesine yol açıyor. Bu karmaşa nedeniyle, firmalar döngüselliğe uygun bir iş modeli benimseseler bile, karşı karşıya kaldıkları bu karmaşa nedeniyle döngüselliği hayata geçirmekte zorlanabiliyorlar.

Ayrı ayrı ele alındığında geri kazanımı mümkün olan bileşenlerin toplu bir şekilde işleme sokulması büyük bir verimsizlik yaratıyor.

Bu zorluğu nasıl aşabileceğimizi anlamamız için, tarihe bakmamız yeterli: Sanayi devrimini mümkün kılan standartlaştırma düşüncesi, döngüsel ekonominin yaygınlaşması açısından da bir fırsat sunabilir. Malzeme biliminin sağladığı imkanlar sayesinde birbirinden çok farklı içeriğe sahip yeni malzemeler yaratabiliyoruz. Ancak bu çeşitlilik, konu geri kazanıma geldiğinde karşımızda bir problem olarak duruyor. Bu kadar farklı kimyaya sahip, çok çeşitli elementler içeren ürünlerin toplu bir şekilde geri kazanıma girebilmesi çoğu zaman mümkün değil. O nedenle yine malzeme biliminin bize öğrettiklerini kullanarak daha yalın ve daha benzer bileşenlerden meydana gelen ürün sistemlerinin yaratılması, döngüsel ekonomiye malzeme biliminin sağlayacağı en önemli katkı olacaktır diye düşünüyorum.

Standart parça düşüncesi, endüstri devrimini mümkün kılmıştı. Şimdi sırada standart malzemeler mi var?

Nereden başlamalı?

Bana kalırsa malzeme mühendislerinin bu süreçte karşılarında duran en büyük zorluk daha yalın malzemeler üretmekten ziyade, sistem düzeyinde, daha geniş bir kavrayışla ürünlere bakmak olacak. Malzeme mühendisliği kapsamı gereği malzemelere çok yakından odaklanan, ancak sanayi üretimi, proses bilgisi, ürün tasarımı ya da tüketici alışkanlıkları gibi geniş perspektif gerektiren konulara da mesafeli duran bir alan. Ancak döngüsel ekonomi karşısında duran problemlere etkili çözümler geliştirebilmek için, bu alışkanlıkların dışında bir yaklaşım geliştirmeye başlamak artık bir zorunluluk diye düşünüyorum.

Bu konulara ilgi duyan bir malzeme mühendisiyseniz, çaresiz değilsiniz: Coursera üzerinde döngüsel ekonomi üzerine dersler ve sertifikalar alabileceğiniz birçok program bulabilirsiniz (örnekler için tıklayın). Ellen MacArthur Vakfının sunduğu Circular Design Guide‘da güzel bir başlangıç noktası olabilir. Bu kaynakların içine girdikçe ve araştırdıkça, döngüsel ekonominin ne kadar büyük bir deniz olduğunu sizler de fark edeceksiniz.

Posted by:Arda Çetin

Mühendishane, Arda Çetin tarafından hayata geçirilen bir eğitim projesidir. Malzeme mühendisliği üzerine hazırlanan eğitim içerikleri için Muhendishane.org adresini, eğitim ve kariyer bültenleri için Muhendishane.net adresini ziyaret edebilirsiniz.

Malzeme biliminin döngüsel ekonomideki rolü” için bir yanıt

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s