Döngüsel ekonomi yazı dizilerimizden oluşan bloğumuzun 2020 yılındaki son yazısına hoş geldiniz! Bugün yazılarımıza, Türkiye’den bir haber ile devam edeceğiz. Yazılarımızda da sürekli değindiğimiz üzere; geri dönüşüm ile döngüsel ekonomi birbiriyle çok karıştırılıyor. Bu kavramları daha iyi anlayabilmek için, buraya tıklayabilirsiniz.

Kısaca söz etmek gerekirse, geri dönüşüm prosesleri sonucunda ne yazık ki belli bir miktar karbon salımı olmaktadır. Bu sebeple geri dönüşüm, sürdürülebilir bir dünya için kesin çözüm değildir. Döngüsel ekonomi ise sıfır atık anlayışıyla sürdürülebilirliği sağlayacak ve devamlı kılacak yegane işleyişi bize sunmaktadır. Tabii ki, alışkanlıkları bir anda bırakmak, fikirleri bir anda değiştirmek kolay değildir. Döngüsel ekonomiye geçiş de bu yüzden adım adım ilerlemek durumunda. Fakat dünyamızda yaşanan son felaketleri göz önünde bulundurunca adımlarımızı biraz daha hızlandırmamız gerektiği de bir o kadar gün yüzüne çıkmakta. Habere başlamadan önce bu sene yaşanan bazı iklim krizlerinden söz etmek istiyoruz. Sadece 2020 yılında, dünyamızda ve ülkemizde yaşanan felaketleri sayacak olursak;

  • Avustralya ormanlarında 240 gün süren yangın, 8 milyon hektarlık bir alana yayıldı ve 1,25 milyar hayvanın ölmesine sebep oldu.
  • Endonezya’da gerçekleşen sel, son 13 yılın en büyük sel felaketi olarak kayıtlara geçti.
  • Yetkililer, Ukrayna’daki orman yangınlarının önünü alamayınca, daha önce gerçekleşen ve hala günümüzde ağır sonuçlarını yaşadığımız Çernobil Nükleer Santrali’nde, radyasyon seviyesi 16 kat arttı.
  • Orta Doğu ve Doğu Afrika’da son 70 yılın en büyük çekirge istilası yaşandı. (İstila demek ne kadar doğru bilmiyoruz ama kendi elimizle doğanın işleyişini bozduğumuz çok açık.)
  • Bursa’da ve Sakarya’da sel felaketleri meydana geldi.
  • Ankara’da daha önce eşi benzeri görülmemiş bir kum fırtınası oldu.
  • Kherson’da (Ukrayna) henüz hasatının üzerinden 40 gün geçmiş olmasına rağmen, ılıman hava koşulları sebebiyle ayçiçekler çiçek açtı.

 Burada yer ver(e)mediğimiz ve doğanın işleyişini olumsuz yönde değiştiren nice iklim krizi olmuştur ve olmaya devam etmektedir. O geri dönülemez yoldan kurtarabildiğimiz kadarını kurtarmak için elimizden geleni yapmak zorundayız. 2020’nin son günlerine yaklaşırken, asıl meselenin 2020 yılı olmadığının; aslında bu yıla gelene kadar kendi elimizle inşa ettiğimiz bu krizleri yine kendi elimizle düzeltmek zorunda olduğumuzun farkında olmamız gerekiyor. Nesli tükenen ve ölüp giden canlıları geri getiremeyeceğimiz aşikar fakat daha fazlasının olmaması için ve yaşayanlar için adım adım değil gerekirse koşarak “üret, kullan, at” sistemini bırakmak zorundayız.  Bu doğrultuda, -döngüsel ekonomi modeli çerçevesinde- üretilen malzemenin atık çıkarmıyor olması gerekmektedir. Malzeme biliminin önem arz ettiği nokta da budur. Habere gelecek olursak; İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü (İYTE) Kimya Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sacide Alsoy Altınkaya ve ekibi, petrol türevli plastiklerin yerine protein oranı oldukça yüksek olan peynir altı suyunu kullanarak yenilebilir gıda ambalajı ürettiler. Petrol bazlı plastiklerin hayatımızın her yerinde olduğunu (telefonlarımız, bilgisayarlarımız, tıbbi araç gereçler) söylemiştik ve hayatımızdan bir anda çıkartmanın imkansız olduğuna daha önce değinmiştik. Fakat plastiklerin çevreye verdiği zararlar da (Örneğin, okyanuslarda oluşan plastik adaları) hepimizin bildiği bir gerçek. Bu sebeple, dünyadaki biyoplastik malzeme üretimi hızla artmaktadır. Türkiye’de peynir üretimi sırasında yılda 5 milyon ton peynir altı suyu ortaya çıkıyor. Süt endüstrisinde yeterince kullanım alanı bulamayan peynir altı suyu tozu ile mısır proteinini birleştiren Prof. Dr. Sacide Alsoy Altınkaya ve ekibi, esnek ve dayanıklı bir hammadde üretmeyi başardı. Projeye başladıklarında ambalajın dayanıklı olmasını sağlamak ve ambalajın nem geçirgenliğini kontrol etmek gibi iki temel sorunları olduğunu söyleyen ekip, nanoteknolojiden faydalanarak bu sorunları ortadan kaldırdıklarını ve tamamen doğal bir malzeme ürettiklerini belirtmişlerdir. Ortaya çıkan yenilebilir gıda ambalajı, gerekli testleri geçerek patentle koruma altına alınmış. Sıra ikinci aşamada, yani malzemeyi ekonomiye kazandırmakta. Umarız ülkemizde ve dünyamızda malzeme bilimi üzerine gelişmeler daha da artar ve temiz malzeme ile henüz kaybetmediğimiz canlar için sürdürülebilir bir gelecek mümkün olur.

Bizi takip ettiğiniz ve her hafta okuduğunuz için teşekkür ederiz. Sizden gelen görüşlere ve önerilere açık olduğumuzu belirtir (LinkedIn: Nur Sena Akay, Burak Çamloğlu; Instagram: Modeteam) iyi hafta sonları dileriz. Yeni yılınız kutlu olsun, sevdiklerinizle beraber sağlıklı ve mutlu seneler dileriz.

Posted by:Nur Sena Akay

Kocaeli Üniversitesi Metalurji ve Malzeme Mühendisliği bölümünde eğitimine devam etmekte olan Nur Sena, aynı zamanda Makine Mühendisliği kulübüne bağlı olan Formula Student takımının aerodinamik departmanında görev almaktadır.

Neden acilen önlem almalıyız?” için bir yanıt

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s