Döngüsel ekonomi yazı dizilerimizden oluşan bloğumuzun bu ayki yazısına hoş geldiniz! Mayıs ayının son Pazar gününde, sizlere daha güzel şeyler yazmayı bizler de çok isterdik. Fakat bugünkü yazımızın konusunu Marmara Denizi’nin mavisini görmemizi engelleyen, kalın ve hiç de hoş olmayan bir battaniye gibi yüzeyini kaplayan deniz salyası (müsilaj, sea snot) oluşturuyor.

Bilim insanları, deniz salyasının yeni bir olay olmadığını ve önceden de gözlemlendiğini söylemektedir ancak küresel ısınmanın –geçtiğimiz kış mevsiminin daha ılıman geçmesi-  neden olduğu artan su sıcaklıkları durumun daha da kötüleşmesine sebep olmaktadır. Marmara Denizi içerisindeki yüksek seviyelerdeki azot, fosfor ve karbon; deniz salyasını üreten fitoplankton popülasyonunda patlamaya yol açıyor. Mukusumsu yapının, her ne kadar kendi başına zararlı olmasa da toksik mikroorganizmalara ve tehlikeli bakterilere ev sahipliği yapabilme olasılığı vardır. Ayrıca Marmara’daki gibi denizin üzerini kaplayan bir tabaka oluşturduğunda, deniz canlılarının solungaçlarını tıkayarak oksijen almalarını önler ve deniz yaşamını içten içe öldürmeye başlar. Cumhuriyet Gazetesi’nin haberine göre; geçtiğimiz nisan ayında deniz biyologları, deniz salyasının Marmara Denizi’nin yaklaşık 30 metre altındaki mercanları örttüğünü tespit etmiş. O zamandan beri binlerce deniz canlısı kıyılarda ölü olarak bulunuyor.

İsmet Çiğit’in köşe yazısında belirttiği gibi; “Yıllarca bu dünyanın en güzel iç denizine ihanet ettik. Hala bu denizin kenarında fabrika, liman yapıyor, asit fabrikası, kimyasal madde depolama tesisi, akaryakıt depolama tesisi kurmak için kurnazca girişimlere seyirci kalıyoruz.” fabrikaların bıraktığı, arıtılmamış ve tarımsal atıklar da azot ve fosfor seviyesinin artışına sebep olduğundan doğa olayı gibi gözüken fakat kendi ellerimizle yarattığımız bir felaket olan bu süreç, kısır döngüye girmektedir. Ne zamanki endişelerimiz bu mukusumsu tabakanın turizm sektörüne darbe vuracağından öteye geçerse, o zaman sağlam bir adım atabileceğimizi düşünüyoruz. 2020 yılındaki, “Neden acilen önlem almalıyız?” başlıklı son yazımızda, dilimizin döndüğünce değinmeye çalışmıştık. Bir an önce doğru bildiğimiz ama bizi felakete sürükleyen gerçeklerden uzaklaşmazsak gelecek nesillere bırakacak bir gezegenimiz kalmayacak. Umarız ki, “üret, kullan, at” sisteminden acilen vazgeçerek, henüz kaybetmediğimiz canlar için sürdürülebilir bir geleceğin mümkün olduğu bir dünyada yaşayabiliriz.

Bizi takip ettiğiniz ve okuduğunuz için teşekkür ederiz. Sizden gelen görüşlere ve önerilere açık olduğumuzu belirtir (LinkedIn: Nur Sena AkayBurak Çamloğlu; Instagram: Modeteam) iyi hafta sonları dileriz.

Posted by:Nur Sena Akay

Kocaeli Üniversitesi Metalurji ve Malzeme Mühendisliği bölümünde eğitimine devam etmekte olan Nur Sena, aynı zamanda Makine Mühendisliği kulübüne bağlı olan Formula Student takımının aerodinamik departmanında görev almaktadır.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s