Kompozit malzemelerin sağladığı avantajlar oldukça çeşitli. Sera gazı salımının kısıtlanmasına yönelik baskılar ve özellikle savunma sanayi açısından önemli olan sağlamlık ve hafifliği bir arada sunma becerisi, bu malzemeye yönelik önümüzdeki yıllarda da talebin devam edeceğini gösteriyor. Örneğin otomotiv sektöründen bir örnek verecek olursak, kompozitlerin kullanımının yakıt verimini arttırması nedeniyle sera gazı salımına ve dolayısıyla iklim krizine olumlu yansımaları olacağını söyleyebiliriz.

Peki bu yeni nesil malzemenin hiç mi eksi tarafları yok soruları mutlaka aklınıza gelmiştir. Elbette var: Bunlardan bir tanesi, döngüsel ekonomi açısından da önem taşıyan atık problemi. Kompozit malzemeler tanımları gereği iki ya da daha fazla sayıda ve farklı özellikler sergileyen malzemenin bir araya gelmesiyle oluştuğu için, bu malzemelerin farklı atık yönetim süreçleri gerektirmesi nedeniyle, geri dönüşüm süreçleri de, döngüsel ekonomiye dahil edilmeleri de ek bir zorluk yaratıyor.

Bir projeden örnek verelim: Avrupa Birliğinin internet sayfasında sunulan bir projeye göre, Avrupa Birliği atık depolama alanlarına yılda 40.000 ton kompozit atık bırakılıyor. Sanayi odaklı bakmadan bile çevremizden çok basit kompozit atıklara örnekler verebiliyoruz. Mesela; karton süt ve meyve suyu kutuları, çikolata ambalajları, çay kahve ambalajları, hazır çorba ambalajları sayabileceğimiz en temel tükettiğimiz ürünlerin ambalajlarını oluşturuyor. Bu malzemelerin ikinci kullanım alanlarını bulmak için, üretim süreçlerinin en baştan ele alınması gerekebiliyor.

Kompozit malzemeler tanımları gereği iki ya da daha fazla sayıda farklı özellikler sergileyen malzemenin bir araya gelmesiyle oluştukları için, kompozitlerin geri dönüşüm süreçleri de, döngüsel ekonomiye dahil edilmeleri de ek bir zorluk yaratıyor

Burada bir ayırımı tekrar vurgulamakta fayda olabilir: Geri dönüşüm süreçleri ve döngüsel ekonominin tarif ettiği model birbirinden oldukça farklı. (Döngüsel ekonominin tarifi için temel kavramlar başlığı altındaki yazılarımıza göz atabilirsiniz.) Geri dönüşüm süreçlerinde atık haline gelen bir üründen bazı hammaddeleri kısmi olarak geri kazanım söz konusuyken, döngüsel ekonomi ürünün ikinci, hatta üçüncü hayatlarının olabileceği, farklı bir yaklaşımı tasvir ediyor. Burada anlattığımız konunun ve bağlantısını verdiğimiz AB projesinin, konuyu daha ziyade geri dönüşüm süreçleri ve kompozit atıkları perspektifinden ele aldığının bizler de farkındayız. Ancak farklı özellikler sergileyen malzemelerin bir araya gelmesiyle oluşan ve genellikle spesifik bir uygulamanın ihtiyaçları doğrultusunda üretilen kompozitlerin geri dönüşüm süreçleri bile zorluyken, döngüsel ekonomi perspektifinden ele alınmaları karşısında ek bir zorluk olduğunu dikkate almamız gerekiyor.