Dünyada hayat sürenler arasında çevresine atık bırakan tek türün insan olduğunu biliyoruz. Atıklar dünyamızı adeta karanlık bir kuyuya çekiyor. Günden güne atıklar daha da artıyor. Peki metallerin üretimi esnasında, son ürünün kullanımında atıklar meydana geliyor mu? Elbette metal endüstrisinin de atıkları var. Bunları imalat atıkları, proses esnasında kullanılan yan ürün atıkları ve nihai ürünün kullanım hayatı bitimiyle oluşan atıklar olarak sınıflandırabiliriz.

Üretim esnasında ortaya çıkan atıklara ve yan ürünün atıklarına bakalım öncelikle. Bu atıkları kısaca bir kaç başlıkta gruplandırabiliriz :

  • Demir metal çapakları ve talaşları.
  • Demir metal toz ve parçacıklar.
  • Demir dışı metal çapakları ve talaşları.
  • Demir dışı metal toz ve parçacıklar.
  • Halojen içeren madeni bazlı işleme yağları (emülsiyon ve solüsyonlar hariç).
  • Halojen içermeyen madeni bazlı işleme yağları (emülsiyon ve solüsyonlar hariç).
  • Halojen içeren işleme emülsiyon ve solüsyonları.
  • Halojen içermeyen işleme emülsiyon ve solüsyonları.
  • Sentetik işleme yağları.
  • Kullanılmış (mum) parafin ve yağlar.
  • Kaynak atıkları.
  • Tehlikeli maddeler içeren işleme çamurları dışındaki işleme çamurları.
  • Tehlikeli maddeler içeren kumlama maddeleri atıklar.

Gördüğünüz gibi ortaya birçok atık çıkıyor. Aşağıda bir talaşlı imalat prosesinin basit akış şemasını, girdi ve çıktıları görebilirsiniz.

Metal üretimi esnasında çok çeşitli atıklarla karşılaşıyoruz. Peki bu atıklar ne oluyor? Günümüzde bu atıklar değerlendirilmeye çalışılıyor. Atıklar her ne kadar değerlendiriliyor olsa da yüzde yüz geri kazanımdan ya da bu atıkların başka bir endüstrinin hammaddesi olması noktasında tam anlamıyla somut sonuçları göremiyoruz. Talaşlı imalattan çıkan çapaklar, emülsiyon solüsyon atıkları, soğutma yağları.. Bunlar başka bir endüstrinin girdisi haline gelebilir mi? Döngüsel ekonominin amaçladığı şeylerden biri de tam olarak bu. Atık konusunu ele aldığımızda aklımıza tabi ki üretim esnasında işlenen parçadan ve işleme prosesi esnasında ki atıklar akla geliyor. Oysa her her endüstrinin amacı bir ürünü kullanıcıya ulaştırmak. Peki kullanıcıya  son ürünün hayatı nasıl? Kullanımı bitince elbet atık haline geliyor ve burada da nihai ürün atığının yönetimi önem kazanıyor. Kullandığımız telefonlar, mutfak gereçleri, beyaz eşyalar, ömrü dolmuş arabalar ve hatta terk edilmiş yapılardaki çelikler; bunların her biri nihai ürün atığı. Bu atıkların bir kısmı geri dönüştürülse de bir çoğu kullanılmıyor. Döngüsel ekonomi sisteminin amacı bunları yönetebilmek ve çarka dahil edebilmek. Bu nasıl olabilir? Atık yönetimi üzerine düşebiliriz, nihai ürünün atık yönetimini tüketiciye bırakmayacak satış modelleri kullanabiliriz. Bu satış modelleri günümüzde daha çok kiralama sistemine benzeyen ve metalden plastiğe, plastikten cama bir çok malzeme ürünün hizmet olarak müşteriye sunulmasıyla oluyor.