Döngüsel ekonominin temel amaçlarından bir tanesinin sınırlı kaynaklarımız üzerindeki baskının azaltılması olduğunu birçok yerde belirtmiştik. Konu seramik malzemeler olduğu zaman da, amaçlarımız yine benzer bir doğrultuya işaret ediyor. Seramik malzemeler, tanımları gereği metal ve ametal elementlerin bileşik oluşturması neticesinde ortaya çıkıyorlar. Bu tanıma giren bazı seramik malzemeleri doğada bulabiliyoruz, ama bazılarının da üretilmesi gerekiyor. Ama ister doğadan elde ediliyor olsun, ister üretiliyor olması gerekiyor olsun, tüm seramiklerin, diğer malzemeleri gibi bazı sınırlı kaynaklar üzerinde bir baskı yarattığı bir gerçek.

Döngüsel ekonomi perspektifinden seramik malzemelerin rolünü kesinlikle küçümseyemeyiz. Yıllık yaklaşık 30 milyar dolar değerinde üretimin yapıldığı seramik sektöründe, sadece AB ülkelerinde 250.000 insan çalışıyor. Bu kadar büyük ve geniş yelpazede üretimler yapan bir sektörün döngüsel ekonomi çerçevesinde yapacağı çalışmalar, doğal olarak küresel kaynaklar üzerinde önemli bir rahatlama yaratabilir.

Döngüsel ekonomi kapsamında seramik sektörü neler yapabilir diye düşündüğümüzde, aklımıza ilk gelen konu başlıkları yine atık yönetimi çerçevesinde olacaktır. Ancak konu gündelik hayatımızda kullandığımız seramikler olduğunda, dikkat etmemiz gereken bir konu daha var. Kullandığınız bardak, tabak ya da cam gibi seramikleri neden atma ihtiyacı hissedersiniz? Doğru, çünkü muhtemelen kırılmıştır değil mi? Eğer bu malzemelerin kırılmasını engellemenin yollarını bulabilirsek, atık haline gelmelerini de belli bir ölçüde engellemiş oluruz. O nedenle malzeme biliminde bu alanda kaydedilen ilerlemeler, yani daha sağlam ve kırılması güç seramiklerin üretilmesi, aslında döngüsel ekonomi açısından da güzel gelişmeler diyebiliriz.

Ancak döngüsel ekonomi çerçevesinde ele almamız gereken esas mesele bu değil tabii: Atıkların yönetimine dair kapsamlı bir sistem tasarımı, bu çerçevede ele almamız gereken esas konu olmalı. Burada esas zorluk, diğer sayfalarda örneklerini verdiğimiz kiralama benzeri bir modelin seramik malzemeler söz konusu olduğunda tercih edilir olmaması. Biliyorsunuz döngüsel ekonomi özelinde ele alınması gereken önemli konulardan bir tanesi atıkların nasıl toplanacağı. Atıkların yönetimi tüketiciye bırakıldığı zaman maalesef bu konuda başarı elde edilmesi zorlaşıyor. O nedenle üretici firmaların atık yönetimini de üstlenebilmesi için, kiralama benzeri modellerin gündeme gelmesi geliyor. Ancak seramikler söz konusu olduğunda bu o kadar kolay bir konu değil. Örneğin yeni bir inşaat yapıldığında toplu olarak fayansların inşaat firması tarafından döşendiğini görüyoruz. Bu fayansları tüketiciye kiralamak, yönetilmesi pek kolay bir süreç değil. Benzer bir durum aldığınız bardak ya da tabaklar için de geçerli (ancak bu konuda yurt dışında bazı ülkelerde kiralama opsiyonlarının da sunulduğunu belirtmemiz gerekir).

Buradaki tek zorluk seramik atıklarının toplanmasına yönelik değil: Bunların ayrıştırılması ve doğru bir şekilde gruplandırılması da yönetim açısından zorluk çıkaran konu başlıklarından bir tanesi. Bu tür sistemler tasarlanabilir olsa bile, bu sistemlerin yönetilmesi ve sürdürülebilmesi için gerekli masrafların nasıl karşılanacağı da bir diğer açık kalan konu.

Döngüsel ekonomi başlığı altında malzemeleri ayrı başlıklar altında ele almamızın arkasındaki neden, bu yazıyı okuduğunuzda biraz daha anlaşılır hale gelmiştir diye tahmin ediyoruz. Seramik malzemelerin, özellikle gündelik hayatımızda kullandığımız seramik malzemelerin, atık yönetimi açısından kendine has problemleri bulunuyor. O nedenle bu malzemelerin atık haline gelmesini engellemek, yani basitçe kırılmalarını önleyecek tedbirler almak bile, döngüsel perspektiften bir kolaylık sağlıyor.