Döngüsel ekonomi düşüncesini kavradıktan sonra aklınıza muhtemelen şu soru geliyor olabilir: Döngüsel ekonomiyi kendi üretim süreçlerimize nasıl uyarlayabiliriz? Bu bölümde döngüsel ekonomi çalışmalarına nasıl yaklaşmanız gerektiğini kavramanıza yardımcı olabilecek bazı adımları sizlerle paylaşmak istiyoruz. Döngüsel tasarım sürecini üç adım üzerinden tarif edeceğiz. İlk yapmamız gereken, bilgi edinmek.

1. adım: Bilgi edinme

Döngüsel tasarım süreçlerine girmeden önce, döngüsel ekonomi ve bu konu çevresinde dönen temel kavramları doğru bir şekilde anlamanız gerekiyor. Ülkemizde maalesef bu konuda yeterli düzeyde bilgiye ulaşmak kolay değil: O nedenle ister sanayide çalışıyor olsun, ister akademide, birçok kişinin henüz bu kavramla tanışmamış olduğunu biliyoruz. Döngüsel ekonomi denildiğinde birçok kişinin aklına hala geri dönüşüm ve atık yönetimi geliyor olabilir. Bu kavram karmaşasını da Türkçe’deki bilgi eksikliğiyle açıklayabiliriz. Döngüsel ekonominin özellikle üniversitelerin gündemine henüz kapsamlı bir şekilde girmemiş olması, yeni yetişen genç nesillerin de bu konuda bilgi sahibi olmasını zor bir hale getiriyor. Oysa literatürü taradığımızda karşımıza çıkan çalışmalar bu kavramın yurt dışında 25-30 senedir kullanıldığını gösteriyor. Dolayısıyla, bu süreçlere girmeden önce tanımları ve terimleri öğrenmek bu işin ilk adımı olmalıdır.

Döngüsel ekonominin temellerini oluşturan temel kavramları öğrenmek için öncelikle sitemizde bulunan temel kavramlar bölümünde döngüsel ekonomi, ayrıklaştırma, beşikten beşiğe gibi kavramları inceleyebilirsiniz. Aynı zamanda bu yazılarımızı referans aldığımız kaynaklara da ulaşabilirsiniz. Sitemizdeki okumaları yaptıktan sonra, daha fazla bilgi almak için birçok kuruluşun internet sitesinden daha ayrıntılı bilgilere ulaşabilirsiniz. Birkaç örnek vermek gerekirse:

bilgi edinmek isteyenler için güzel başvuru kaynakları olarak gösterilebilir.

Bu kuruluşlar, sürdürülebilirlik ve döngüsel ekonomi çalışmalarının Türkiye’de ve Dünya’da yaygınlaşmasını sağlayarak hem kaynak tüketiminin hem de çevreye verilen zararın azaltılmasını sağlamak için çalışıyorlar. Türkiye’de Abdi İbrahim, Anadolu Efes, Borusan Holding, Eczacıbaşı gibi köklü firmaların döngüsel ekonomi alanında çalışmalar yürüttüklerini görmek mutluluk verici. Dünya geneline baktığımızda ise, Ellen MacArthur Foundation gibi köklü bir kuruluşun IKEA, Uniliver, H&M Group, Philips gibi markalarla stratejik ortaklık kurup döngüsel ekonomi çalışmalarına katkı sağladıklarını görebiliyoruz.

Büyük şirketlerin CEO’ları da döngüsel ekonominin önemini vurgulamak için kişisel faaliyetler yürütüyorlar. Philips CEO’su Frans van Houten de bunlardan biri. Bilgi için tıklayın.

Ülkemizden örneklere devam edelim: Yukarıda da bahsettiğimiz D-cube, kendini “sürdürülebilir kalkınma için döngüsel ekonomi modelinde farkındalık yaratmayı, kapasite arttırımını, çözüm tasarımını ve politika geliştirilmesini amaçlayan bir Bilimsel Ar-Ge ve Sosyal Kalkınma kooperatifi” olarak tanımlıyor. SKD Türkiye ise, iş dünyasında sürdürülebilir kalkınma farkındalığını arttırmak amacıyla BM sürdürülebilir kalkınma hedefleri kapsamında düşük karbon ekonomisine geçiş ve verimlilik, sürdürülebilir tarım ve gıdaya erişim, sürdürülebilir sanayi ve finans alanlarında Türkiye’nin önde gelen şirketleriyle çalışıyor. Sürdürülebilir kalkınma hakkında birçok blog yazısına ve çeşitli dokümanlara internet sitesinden de ulaşabilirsiniz.

Ellen MacArthur Foundation, uluslararası arenada faaliyet gösteren ve ülkemizden örnek gösterdiğimiz yukarıdaki iki kuruluşa göre daha büyük bir kuruluş diyebiliriz. Bu kuruluşun internet sitesini incelediğimizde, döngüsel ekonomi üzerine hazırlanmış sayısızca doküman, blog yazısı ve YouTube videosuna ulaşabiliyoruz. Döngüsel ekonomiyi nasıl uygularız kısmı için, bu siteyi özellikle incelemenizi tavsiye ederiz. Bu kaynaklarda, uygulama kısmının dört ana başlık altında sunulduğunu görüyoruz: Anla, Tanımla, Üret ve Pazara Sun (Understand, Define, Make, and Release.)

Bu tanımladığımız dört ana başlığı elbette farklı alt başlıklara ayırmak ve bu alt başlıkların kırılımlarını tanımlamak da mümkün. Burada bu bilgileri tekrarlamak yerine bilgi alma işiniz size bırakıyor ve bu kapsamlı bilgileri incelemenizi tavsiye ediyoruz. Bu tanımlara ek olarak, döngüsel ekonomi akışının doğru anlaşılması için çalışma sayfası dokümanı gibi bazı yararlı dokümanlara da Ellen MacArthur Foundation internet sayfasından ulaşabilirsiniz.

2. adım: Proje hedeflerinin ve ihtiyaçlarının belirlenmesi

Döngüsel ekonomiyi hayata geçirirken odaklanmanız gereken temel konu, ürününüzü veya hizmetinizi daha döngüsel hale nasıl getirebileceğiniz olmalıdır. Bu siyah-beyaz ele alınması gereken bir konu değil. Bu yönde atacağınız ufak adımlar bile bu düşünceyi benimsemeniz açısından değerli. Bu süreci birçok adımdan oluşan bir yolculuk olarak değerlendirip, ona göre planlama yapmanız daha doğru bir yaklaşım olur.

Bunu başarmanın yolu, ilk olarak yapmak istediğiniz projeleri belirlemekten ve bu projelere ait hedefleri doğru bir şekilde tanımlayarak ihtiyaçlarınızı anlamaktan geçiyor. Bir önceki başlıkta belirttiğimiz gibi, size uygun olan döngüsel ekonomi çalışmasını belirlemek için Ellen MacArthur Foundation’ın internet sayfasındaki Circular Design Guide bölümünde yer alan kaynaklara göz atabilirsiniz. Tekrar hatırlatmakta fayda olabilir: Burada önemli olan ürününüzün atık haline gelmesini engelleyerek, kullanım ömrünü tamamladıktan sonra nasıl bir hayatı olacağını belirlemek. Kolaylıkla atık haline gelen bir ürününüz varsa tamir süreçleri üzerine odaklanabilir, ya da ürünün daha sağlam hale gelmesi için çeşitli stratejileri de dikkate alabilirsiniz. Atık haline geldikten sonraki süreci siz mi yöneteceksiniz, yoksa atık halde bile değerli bir ürün tasarlayıp, kullanıcıları bu atığı belli sektörlere satmaya mı teşvik edeceksiniz, size kalmış. Yapabileceğiniz birçok şey ve konuya yaklaşabileceğiniz çok farklı perspektifler var. O nedenle döngüsel ekonomi çalışmalarını yakından takip etmek, ilham almak açısından da büyük önem taşıyor.

Hem basit bir örnek vermek, hem de konuyu biraz daha anlaşılır kılmak adına, kullanım ömrünü tamamlayan, örneğin kompozit malzemeden üretilmiş, aşağıdaki resimde gördüğünüz şekilde bir parçayı düşünelim. Süreci döngüsel ekonomi açısından gözden geçirmek için şu soruları sorabiliriz:

Bu parçanın döngüye katılmasını sağlamanın bize ne faydası olacak?

Malzemeyi tekrar ekonomiye sokma konusuna geniş pencereden bakalım. Döngüsel ekonominin konuşulduğu birçok alanda artan tüketim ve her geçen gün tüketmeye devam ettiğimiz sınırlı kaynaklardan bahsedilir. Tüketim elbette nüfus artışıyla yakından ilişkili bir konu. Nüfus artışıyla beraber ne yazık ki sınırlı kaynaklarımız da tükeniyor. Miktarı azalan kaynaklara talep arttıkça, ister istemez fiyatlarında bir yükselişe tanıklık edeceğiz. Yani azalan kaynaklar tükendikçe, ekonomik açıdan daha da değerli hale gelecekler. O nedenle gerek geri dönüşüm süreçleriyle, gerekse döngüsel modellerle kaynaklarımızı korumayı başarabilirsek, iş dünyasının ve genel olarak dünyamızın sürdürülebilirliğine önemli bir katkı sağlamış olacağız.

Geleneksel üretim süreçlerinin döngüsel ekonomiye uyumlu hale gelebilmesi için ciddi değişimler gerekebilir.
Eğer bunu başaramıyorsak süreçlerimizde neleri değiştirmeliyiz?

Döngüsel ekonomi açısından üzerinde çalışabileceğiniz tek alan ürün ya da üretim süreçleri değil. İş modelleri, geri kazanım süreçleri gibi farklı açılardan da konuya yaklaşabilirsiniz. Bunun örneklerini ana sayfamızdaki blog yazılarında sizler de görebilirsiniz.

Peki her malzemenin geri kazanımı kolay mı? Aslına bakarsak, malzemeyi geri kazanmak istiyorsak, bu işe üretim sürecinin başında, yani prosesi dizayn ederken başlamak gerekiyor. Hem prosesin son ürünün geri kazanımına yönelik tasarlanması, hem de son ürünün atık yönetimini tüketiciye bırakmamak gerekiyor. Tasarım sürecinde farklı bileşenlerin ayrı ayrı döngüselliğini sağlayabilmek adına, demonte edilebilir ürünlerin tasarımı da önemli bir başlık olarak karşımıza çıkıyor. Ürünün hizmet olarak sunulması da atık yönetimini tüketiciye bırakmamak için iyi bir seçenek. Tüm bu stratejilerin örnekleri için yazılarımızı takip etmenizi öneriyoruz.

Döngüsel ekonomiye uyumlu ürün tasarımı için Fairphone güzel bir model sunuyor: Fairphone.com

Döngüsel ekonominin önemli dezavantajlarından bir tanesi, üretici firmaların gözünde genel olarak bir maliyet kalemi gibi algılanıyor olması. Durduk yere ek bir maliyet üstlenmek durumunda kalacakları bir konudan bahsedildiğini düşünmeleri nedeniyle, sanayiciler bu alanı incelemeye hevesli olmayabiliyorlar. Halbuki döngüsellik üretici firmaya da bir avantaj sunduğu takdirde yerleşebilecek bir düşünce. Gerek iş modelleri açısından olsun, gerekse satın alma süreçlerinde sağlayabileceği bazı avantajlar perspektifinden olsun, döngüselliğin üreticiye de bir artı sunması gerekiyor. O nedenle bir sonraki adımda döngüselliği kullanarak sizin nasıl kazanacağını belirlemelisiniz. Çünkü sadece bir maliyet kalemi olarak kaldığı sürece, bu çalışmaların uzun vadeli olmayacağı bir gerçek. Bu fırsatları belirleme işi buraya yazması kolay, ancak üzerinde çalışması o kadar kolay değil. O nedenle yukarıda verdiğimiz birinci adımı iyice çalışmanız ve farklı firmaların bu modeli avantaj sağlayacak şekilde nasıl hayata geçirdiklerini iyice kavramanız önem taşıyor.

Bütün bunları yaptıktan sonra, proje ihtiyaçlarının da ortaya çıkmış olması gerekiyor. Bu aşamada öncelikli olarak planladığınız döngüsel ekonomi süreçlerini literatürde yapılan çalışmalarla desteklemenizi tavsiye ediyoruz. Bu ne demek oluyor? Amerika’yı baştan keşfetmek yerine, sizden daha önce bu yolculuğa çıkmış firmaların raporlarını ya da bu alanda yapılan akademik çalışmaları tarayarak, sürecinizi daha da hızlandırmanızı sağlayabilirsiniz.

3. adım: Döngüsel tasarım çalışmalarının sunulması

Proje hedefleri ve ihtiyaçları belirlendikten sonra, ilk olarak şirket içinde de taraftar toplamanız gerekiyor. O nedenle güzel bir sunumla projenizi çalışma arkadaşlarınıza sunarak işe koyulabilirsiniz. Eğer üst yönetime bir sunum yapacaksanız, mutlaka bu süreç neticesinde firmanızın kazanımlarını da açık ifadelerle belirtmenizi tavsiye ederiz. Eğer iş modellerinde değişiklik yapma yoluna gidecekseniz, pilot uygulama ya da çalışmalarla şirket yönetimini çok endişelendirmeyecek bir şekilde bu çalışmaları başlatmayı da önerebilirsiniz. Yani tüm ürünlerinize yönelik bir değişiklik önermek yerine, sattığınız bir ürünü birkaç müşterinizde kiralama opsiyonunu deneyeceğiniz bir pilot çalışma tasarlayabilir, bakım gibi ek hizmetlerle finansal avantaj yaratmayı düşünebilir, ya da kiraladığınız ürünleri belli aralıklarla değiştirip topladığınız ürünleri hammadde olarak tekrar değerlendirerek satın alma süreçlerinizde bir iyileştirme fırsatı yaratabilirsiniz. Bu tür avantajların net olarak tanımlanması, üst yönetimin bu projelere daha olumlu bir bakışla yaklaşmasını sağlayacaktır.

Bu çalışmaların aktarılmasını kendi şirketinizle sınırlı tutmak istemeyebilirsiniz. TÜBİTAK ve AB destekli projelere başvurarak yapmış olduğunuz döngüsel ekonomi çalışmasını sunma ve ek fon yaratma fırsatını elde edebilirsiniz. Bu proje çağrılarını takip etmek için yurt içinde ve yurt dışındaki kuruluşların internet sayfalarını takip etmenizi öneriyoruz. Bu tür fon kaynakları sayesinde, döngüsel ekonomi çalışmalarınıza destek bulabilir ve bunları çeşitli etkinlikler ile sunabilirsiniz. Ayrıca, pek çok uluslararası dergilerde de bu çalışmaları makale haline getirerek de literatüre katkıda bulunabilirsiniz.

Döngüsellik kesinlikle geleceğin en önemli konularından bir tanesi. Bu yolculuğu dışarıdan izlemekle mi yetineceksiniz, yoksa bir parçası olmak için mi gayret edeceksiniz, tercih size kalmış. Biz ikinci yolu tercih edip, bizimle bu yolculuğa çıkmaya karar vermenizi ümit ediyoruz.