İnsan dışında çöp üreten başka bir canlı yok. Bizim de bu alışkanlıktan vazgeçme zamanımız gelmedi mi?

Beşikten beşiğe yaklaşımı, sürdürülebilirlik perspektifinden öğrenmemiz gereken en önemli kavramlardan bir tanesi. En basit ifade şekliyle, ürün ve sistemleri tasarlarken, doğadaki süreçlere benzer yaklaşımlar geliştirme gayreti içinde olduğumuz bir düşünceden bahsediyoruz. Doğadaki süreçlerde doğrusal bir çizgi göremiyoruz: Yani yaşamının bir aşamasında kullanılamaz atıklar üreten süreçler doğada yok.Ölen canlılar bile ya başka bir canlının besini oluyor, ya da doğada tekrar çözünerek, doğanın metabolizmasını besliyor ve döngüye dahil oluyor..

Beşikten beşiğe yaklaşımı, benzer bir düşünceyi ifade ediyor: Kullanılamaz, geri dönüştürülemez atıklar oluşturmak yerine, doğadakine benzer bir çevrimin kurgulandığı bu düşüncede, malzemeler bu çevrimin sürekliliğini sağlayan birer besin görevini görmeye başlıyorlar. Malzemelerin birer besin görevini gördüğü bu kurguda, doğal olarak çöp kavramı da ortadan kalkıyor.

Çöp belki kanıksadığımız bir konu ama üzerinde biraz düşündüğünüzde enteresan bir şey fark ediyorsunuz: Doğada insan dışında çöp üreten başka bir varlık yok. Dünyada biriken bütün atıkların tek sorumlusu maalesef bizleriz. Bu utancın ağırlığı, bir de bu atıkların gelecek nesiller için yarattığı tehditle birleşince, çöp üretiyor olduğumuz gerçeğine karşı bir şeyler yapmak istememiz oldukça doğal. Döngüsel ekonomi, işte bu isteğin bir sonucu olarak ortaya çıkan bir düşünce

Beşikten beşiğe kavramı,ilk çıktığında ticari bir markaydı. McDonough Braungart Design Chemistry (MBDC) danışmanlık firması tarafından patentlenen bu ifade, daha sonra kar amaçlı olmayan ve Prof. Dr. Michael Braungart tarafından 1987 yılında Almanya’da kurulan EPEA (Environmental Protection Encouragement Agency) üzerine geçti. Bu kuruluş
dünyanın birçok bölgesinde çeşitli proses, ürün ve hizmetlerin tasarımında beşikten beşiğe düşüncesinin yaygınlaşması amacıyla faaliyet gösteriyor ve bu yaklaşımı uygulayan kuruluşları sertifikalandırıyor.

Bir ürünün beşikten beşiğe sertifikasını alabilmesi için beş temel kriteri sağlayabiliyor olması gerekiyor.

  1. Malzeme sağlığı: Üründe kullanılan malzemenin doğaya zarar verecek toksik maddeler içermiyor olması gerekiyor. Malzemede bulunan ve toksik özellik taşıyan maddelerin konsantrasyonun raporlanması ve 100 ppm üzerinde olanların belirtilmesi gerekiyor.
  2. Malzemenin yeniden kullanımı: Ürün kullanım ömrünü tamamladığında malzemenin tekrar kullanılabilmesi için geri dönüşüme uygun olması gerekiyor.
  3. Yenilenebilir enerji: Ürünün üretim sürecinde harcanan enerjinin en az %50 oranında yenilenebilir kaynaklardan gelmesi gerekiyor.
  4. Su idaresi: Üretimde su kirliliğine yol açacak süreçlerin olmaması ve suyun değerli bir öz kaynak olarak görülmesi gerekiyor.
  5. Sosyal adalet: Üretim süreçlerinde insan saygınlığına zarar verecek faaliyetlere müsaade edilmemesi gerekiyor.