Her şey döngüsel ekonominin bir parçası olabilir. Oturduğunuz ev bile.

Döngüsel ekonomi uygulamaları, ürünlerden ve malzemelerden en üst seviyede faydalanmamıza olanak sağlar. Döngüsel ekonomi uygulamalarını neden tercih etmemiz gerektiğini sorgulayacak olursak; sadece üretimden çıkan atıkların değil, tüketim çılgınlığının da çevre kirliliğine yol açtığını görürüz. Nasıl mı? Tüketiciler, teknolojinin gelişmesiyle birlikte yakından takip ettikleri moda ve buna bağlı olarak bilinen bir markanın son çıkardığı ürünün tüketicide yarattığı albeni, ürünün ekonomik vadesi dolmadan atık hale gelmesine yol açıyor. Dünya Çevre ve Kalkınma Komisyonunun sürdürülebilir kalkınma tanımı, bu durumu çok güzel özetlemiş.

“Sürdürülebilir kalkınma, gelecek nesillerin ihtiyaçlarını karşılama olanaklarını ellerinden almadan, şimdiki nesillerin ihtiyaçlarının karşılanmasıdır.”

Kaynak: Sürdürülebilir kalkınma anlayışında yeni bir kavram: Döngüsel ekonomi. Hüseyin Önder. Dumlupınar Üniversitesi, Sosyal Bilimler Dergisi. Sayı 58 (2018)

Şu an kullanmakta olduğumuz mevcut sistem olan doğrusal ekonomide bir ürünü üretmek için doğal kaynaklardan faydalanarak ürünler üretilir, tüketilir ve atılır (take, make, dispose). Yani mevcut sistem atık oluşturma üzerine kuruludur. Ve ne yazık ki bu ‘atık oluşturma sistemi’ gelecek nesillerin ihtiyaçlarını karşılama olanaklarını ellerinden alacaktır. Dr. Şükrü Umarbeyli’nin 30 Haziran 2020 tarihinde Kıbrıs Gazetesi’nde yer verilen yazısına göre döngüsel ekonomiye bir an önce geçilmediği taktirde, ilerleyen senelerde üretecek bir kaynak bulamayacağımızdan söz ediliyor.

Döngüsel ekonomisiz bir gelecekte, üretim için kullanılacak kaynak bulmak ciddi bir problem haline gelecek.

Döngüsel ekonomide ise ‘sıfır atık’ anlayışı benimsendiği için, kullanılan malzemeler her aşamada değerlidir ve yüksek verimlilik sağlar. Bu anlayışın benimsendiği çeşitli uygulamalar, döngüsel ekonominin sahip olduğu potansiyeli ortaya koyuyor. Örneğin, 2 Aralık 2015 tarihinde Avrupa Komisyonu, Avrupa Birliğinin döngüsel ekonomiye geçebilmesi için bir proje öneriyor ve 2015 planında yer alan 54 proje gerçekleştiriliyor. Ayrıntıları bu sayfada sizler de görebilirsiniz. Bu 54 proje Avrupa Birliği’nin daha sürdürülebilir bir ekonomi benimsemesine ve büyümesine yardımcı oluyor.

Döngüsel ekonomiyle ilgili farklı uygulama alanları mevcuttur. Bunlar yenilikçi iş modelleri olarak da farklı kollara ayrılmıştır. Örnek olarak işbirlikçi tüketim (collaborative consumption) modeli, insanların varlıklarını, ürünlerini birbirleriyle değiştirmesine, paylaşmasına veya kiralamasına olanak sağlar. 2014 yılında internet üzerinden yapılan bir ankete göre, Avrupalı insanların %54’ü varlıklarını para karşılığında başka insanlara kiralamaya veya paylaşmaya istekli olduğunu belirtiyor. %44’ü ise başka insanlardan hizmet kiralamaktan mutlu olduğunu belirtmiş. Bu veriler hakkında ayrıntılı bilgi isteyen okurlarımız, bu sayfayı ziyaret edebilirler.

Airbnb modeli, işbirlikçi tüketim için güzel bir örnek olarak gösterilebilir. Bu model ile mevcut ürünün, mülkiyetin veya hizmetin uzun süreli kullanımı sonucu enerji kullanımlarında ve doğal kaynakların tüketiminde bir azalma olduğu ortaya çıkmıştır. Ekonomik açıdan ise, müşteri daha geniş ürün ve hizmet yelpazesinden faydalanırken bazı risklerden ve alınan mülkiyetin sorumluluğundan da kurtulmuş oluyor. Bir başka örnek ise Peerby adlı bir uygulama: Geçici bir ürüne ihtiyaç duyan insanları ödünç verme çerçevesinde ücretsiz bir şekilde çevrimiçi olarak eşleştiren uygulama sayesinde, insanların yeni bir ürün satın alma ihtiyacında net bir düşüş gözlemleniyor. Avrupa Çevre Ajansı verilerine göre sadece 2011 yılında, 100.000 Peerby kullanıcısı 300.000 ödünç verme işlemi gerçekleştirmiş durumda. Bu verilere bakarak, aslında insanlara uygun fırsat ve araçlar sunulduğu zaman, döngüsel ekonominin ne kadar kolay benimsenebileceğini anlayabiliyoruz.