Döngüsel ekonomi için bir ölçüt lazım. Bilim tarihinden bir kavram işimizi görür mü?

Termodinamlğe ait kavramların gelişimi, buharı trenlerin icadıyla sonuçlanan yolculukta önemli bir rol oynamıştı. Bu kavramlar şimdi döngüsel ekonomi düşüncesini şekillendirmemize yardımcı olabilir mi?

Entropi (İngilizce: entropy) ifadesi, mühendisler arasında genellikle termodinamik derslerinde kullanılan teknik bir terim olarak bilinir.  Ancak bu terimin kullanımı sadece termodinamikle sınırlı değil: Matematik ve ekonomi gibi alanlarda da kullanıldığını görüyoruz. İsterseniz öncelikle entropi ifadesini termodinamik perspektifinden kısaca ele alarak başlayalım. Daha sonra entropi ve döngüsel ekonomi ilişkisine bir göz atalım.

Termodinamik temelinde fiziğin bir dalı olarak değerlendiriliyor. Ancak termodinamiğin sunduğu bakış açısı o kadar kendine has ve derinlikli ki, ekonomi ya da matermatik gibi alanlar yanında metalurji ve malzeme mühendisliğinde ‘malzemelerin termodinamiği’ başlığıyla da kendine yer bulabiliyor.

Termodinamik, kelime anlamı olarak iki Yunanca kelimenin birleşmesiyle oluşmuş bir terim: Therme, yani ısı, ve dynamikos, yani güç. Sadece bu iki kelimeye bakarak, termodinamiğin kapsamı hakkında yüzeysel de olsa bir fikir sahibi olabiliriz. Termodinamik kabaca ısı ve güç (ya da iş) ilişkisi üzerinde odaklanan bir disiplin. Daha geniş bir tanım yapmak istersek, termodinamiğin enerji ve enerji dönüşümleri üzerine inşa edilmiş bir disiplin olduğunu da söyleyebiliriz. Temelleri dört kanuna dayanan bu disiplinin önemli temel taşlarından biri de entropi kavramı. Entropinin kabaca düzensizliğin ölçüsü olarak tanımlandığını belki sizler de duymuş olabilirsiniz. Ancak entropinin tarif ettiği düzensizliğin dağınıkla bi ilgisi yok. Daha ziyade bir sistemin yapı taşlarını kaç farklı şekilde organize edebileceğimizle, sistemin komplikasyonuyla ilgili bir düzensizlikten bahsediyoruz.

Entropi aynı zamanda bir enerji dönüşümü sırasında kaybolan, kullanılamayan enerji miktarıyla da ilişkilendirilen bir kavram. Döngüsel ekonomi içindeki kullanımı da, daha ziyade bu tanım üzerinden geliyor. Entropinin bu kullanımını, termodinamiğin ikinci kanununda da görebiliriz:

Evrende kendiliğinden gerçekleşen bütün süreçler evrenin entropisinde bir artışa yol açar

Termodinamiğin ikinci kanunu

Döngüsel ekonomi çerçevesinde kullanılan entropi, işte ikinci kanunu anlatan bu ifadeye dayanıyor. Burada uzun uzun entropinin ayrıntılı tarifine girme niyetinde değiliz ama özünde entropinin bir dönüşüm sırasında açığa çıkan, kullanılamayan enerjiyi ifade etmek için kullandığımız bir terim olduğunu yukarıda söylemiştik. Döngüsel ekonomi kapsamındaki kullanımı işte bu kayıp enerji tanımına dayanıyor: Bir ekonominin verimini arttırabilmemiz için, bir üretim sürecinde açığa çıkan ve kullanılamayan enerjiyi, yani enerji kaybını azaltmamız gerekiyor. Ayrıklaştırma başlığı altında bahsettiğimiz verim artışını elde etmenin yolu da buradan geçiyor. Çünkü entropi artışını kontrol altına alabilmek, özünde üretim süreçlerinin verimini kontrol etmek anlamına geliyor.

Termodinamiğe aşina olmayanlar için kavraması kolay bir düşünce olmadığını biliyoruz. Ancak entropinin döngüsel ekonomi çerçevesinde ne amaçla kullanıldığını burada aktarabildiğimizi düşünüyoruz: Amacımız, doğal kaynaklarının tüketimini azaltıp, üretim verimliliğini arttırmaya çalışırken değerlendirme için kullanabileceğimiz bir ölçüt yaratmak. Entropi her ne kadar özünde daha derin ve kavraması zor bir düşünce olsa da, döngüsel ekonomi içindeki kullanımını bu şekilde anlamaya çalışmamız şimdilik bizim için yeterli.