Güneş ihtiyaç duyduğumuzdan çok daha fazlasını sunuyor. Böyle bir kaynak varken, neden farklı arayışlar içindeyiz?

Yeryüzünde yaşam sürdürüyor olmamızın en güçlü etkenlerinden biri olan güneş, nükleer enerji dışındaki birçok enerjinin dolaylı ya da doğrudan kaynağı. Bunu okumak belki bazı okuyucularımızı şaşırtacak olabilir ama güneş aslında insanoğlunun tükettiğinden çok daha fazlasını sunabiliyor. Ama biz bu güçlü kaynağı maalesef henüz yeterince iyi bir şekilde kullanamıyoruz.

Doğru kullanabilmek için öncelikle neyden bahsettiğimizi doğru anlayalım. Güneş enerjisinin kökeninde, güneşte meydana gelen bir takım tepkimeler yer alıyor. Biraz daha açmamız gerekirse, güneşin çekirdeğinde yer alan füzyon süreci ile (hidrojen gazının helyuma dönüşmesi) açığa çıkan enerjiyi kullanmaya çalıştığımızı söyleyebiliriz. 

Peki güneş enerjisi kullanılabilir hale nasıl geliyor? Günümüzde genel olarak iki yöntemle bunu gerçekleştiriyoruz. Birinci yöntemde fotovoltaik hücrelerden yararlanıyoruz. Bu yöntemde yarı iletken bir diyot olarak çalışan güneş hücresi, güneş ışığının taşıdığı enerjiyi iç fotoelektrik reaksiyondan faydalanarak doğrudan elektrik enerjisine dönüştürüyor. İkinci yöntemde ise güneşten gelen ısı enerjisini direkt kullanarak elektrik üretiyoruz. Ancak güneş enerjisi denildiğinde, büyük ölçüde ilk yöntemden bahsedildiğini belirtmemiz gerekir.

Yenilenebilir bir enerji kaynağı olan güneş, geleceğimizdeki kaynak sıkıntıları konusunda bizler için büyük bir umut kaynağı olsa da, güneş enerjisinden yararlanma şeklimiz konusunda beklenmedikbazı sıkıntılarla karşılaşabiliyoruz. İstanbul Teknik Üniversitesi Kimya Mühendisliği Bölümü öğretim üyelerinden Prof. Dr. Filiz Karaosmanoğlu’nun da Dünya Gazetesindeki yazısında dikkat çektiği gibi, fotovoltaik panel üretimi ve kullanımı sonrasındaki panel atık problemi, bu teknolojinin yaygınlaşması neticesinde gündemimize girmiş durumda. Kullanım ömrünü dolduran paneller, elbette başka bir endüstri için hammadde olarak kullanılabilir. Bu da, döngüsel ekonomide güneş enerjisi kullanımının bir başka artı yönü olarak değerlendirilebilir. (Döngüsel ekonomi düşüncesi içinde bir endüstride atık olarak ortaya çıkan malzemelerin başka bir endüstri için hammadde olarak değerlendirilmesi, bu düşüncenin en önemli noktalardan biri olarak görülüyor.) Bu konuda ilk adım Veolia adında bir geri dönüşüm şirketi tarafından yapıldı ve Fransa’da dünyanın ilk güneş paneli geri dönüşüm merkezi açıldı. 

Güneş enerjisi sınırlı kaynaklarımızı tüketmeden enerji üretbilmemizi mümkün kılıyor. Üretimin döngüselleştirilmesiyle birlikte panel atıklarının başka endüstrilerde kullanılması bu teknolojiyi daha cazip hale getirebilir.

Güneş enerjisinin döngüsel ekonomi açısından önemine bir diğer örnek olarak, Tesla’nın güneş paneli kiralama sistemi olan Rent Solar gösterilebilir. Bu örnek, “hizmet olarak ürün” düşüncesinin güzel uygulamalarından bir tanesi olarak değerlendirilebilir. Güneş panellerinin satılması yerine kiralanmasına dayalı bir model oluşturan Rent Solar, uzun vadede güneş panellerinin yaşam döngüsü açısında kullan-at bir ürün olmasını da engelliyor. 

Toparlamak gerekirse, güneş enerjisinin hem yenilebilir olması, hem de döngüsel ekonomide rol alabilir olması açısından oldukça önemli olduğunu söyleyebiliriz. Güneşte ihtiyaç duyduğumuzdan çok daha fazlası var. O nedenle gerek döngüsel ekonominin yaygınlaşacak olması, gerekse malzeme bilimindeki gelişmeler neticesinde, gelecekte güneş enerjisinin hayatımıza daha çok gireceğini öngörebiliriz.