Enerjiyi satılabiliyorsa, tasarruf ettiğimiz enerji neden satılmasın?

Negawatt kavramı için çoğumuzun bilmediği ancak megawatt kavramından da çağrışım yapabilecek bir terim olduğunu söyleyebiliriz. Kavram karmaşası yaşanmasının önüne geçmek adına, öncelikle megawatt ve negawatt ifadelerinde yer alan “watt” kelimesini inceleyelim. Watt, çoğumuzun bildiği gibi, fizik dersinden de aşina olduğumuz, ‘güç’ teriminin SI (The International System of Units) sistemine göre birimidir. “1 kilowatt = 1 watt” ve “1 megawatt = 1000 kilowatt” denkliklerine bakarsak, watt ve megawatt arasındaki ilişkiyi kolaylıkla görebiliriz. Günlük hayatımızda, evlerimizde harcadığımız enerji miktarını ifade etmek için genellikle megawatt ifadesini kullanıyoruz. Çünkü megawatt, tükettiğimiz enerji miktarını gösteriyor. Negawatt kavramı ise harcadığımız enerjiden tasarruf edilen miktarı ya da elde edilen verimi ifade ediyor. Biri tüketimi, diğeri ise tasarrufu ölçmek için kullanılıyor.

Negawatt teriminin bulunması aslında eskilere dayanıyor olsa da, bu kavramı 2000’li yıllardan sonra tanımaya başlıyoruz. 1989 yılında Rocky Mountain Enstitüsü’nün başkanı ve başmühendis Amory Lovins tarafından ortaya atılan bu kavramın popülerleşmesi ile birlikte hükümetler de bu alanda çalışmalar yapma adına bir gayret göstermeye başlıyorlar. Bu ilginin nedeni, her geçen gün küresel ağların kuvvetlendiği, küresel işbirliği ve ticaret ağlarının kurulduğu dünyamızda enerji ihtiyacımızın da artıyor olması. Artan enerji talebi beraberinde iklim değişikliği yanında hava ve su kirliliği gibi yan etkileri de getirdiği için, ürettiğimiz bu enerjiyi mümkün olan en yüksek verilme kullanmak, doğal olarak hükümetlerin de önceliği haline geliyor.

Bu kapsamda ne tür çalışmalar yapılıyor? Mesela enerji tüketiminin en yoğun olduğu saatler dışında kalan saatlerde fiyat indirimlerinin uygulanmasını, bu çalışmalara bir örnek olarak gösterebiliriz. ABD’de enerji tasarrufu yapmak isteyen sanayi kuruluşlarının daha verimli ekipmanlar kullanarak bunu başarmaları durumunda, kullanmadıkları enerjiyi başka kuruluşlara sattıklarını görebiliyoruz. Negawatt pazarı (İngilizce: negawatt market) olarak adlandırılan bu ticaret kurgusuna örnek olarak kuzey batı Amerika’daki bazı alüminyum üreticilerinin operasyonlarını durdurarak, tasarruf ettikleri elektriği negawatt pazarında satışa çıkarmalarını gösterebiliriz. Üretim olmadığı durumda kullanmadıkları elektriği satabiliyor olmalarını, bu elektriği kontratlar ile alıp, kullanmadıkları durumda geri satabilme hakkını saklı tutuyor olmaları sağlıyor.

Negawatt düşüncesi aşina olmayanlar için sürpriz ve kavraması belki bir güç bir kavram olabilir. Ancak özünde kaynak tasarrufu ve enerji verimliliği elde etmeyi hedefleyen bir düşünce olması nedeniyle, negawatt kavramını da döngüsel ekonomi çerçevesinde kullanışlı bir araç olarak öğrenmemizde fayda var.